Fâtiha / الْفَاتِحَةِfatihaBakara / الْبَقَرَةِbakaraÂl-i İmrân / اٰلِ عِمْرٰنَal-i-imranNisâ / النِّسَاءِnisaMâide / الْمَائِدَةِmaideEn’âm / الْاَنْعَامِenamA’râf / الْاَعْرَافِarafEnfâl / الْاَنْفَالِenfalTevbe / التَّوْبَةِtevbeYûnus / يُونُسَyunusHûd / هُودٍhudYûsuf / يُوسُفَyusufRa’d / الرَّعْدِradİbrahim / اِبْرٰه۪يمَibrahimHicr / الْحِجْرِhicrNahl / النَّحْلِnahlİsrâ / الْاِسْرَاۤءِisraKehf / الْكَهْفِkehfMeryem / مَرْيَمَmeryemTâhâ / طٰهٰtahaEnbiyâ / الْاَنْبِيَاءِenbiyaHac / الْحَجِّhacMü’minûn / الْمُؤْمِنُونَmuminunNûr / النُّورِnurFurkân / الْفُرْقَانِfurkanŞuarâ / الشُّعَرَاءِsuaraNeml / النَّمْلِnemlKasas / الْقَصَصِkasasAnkebût / الْعَنْكَبُوتِankebutRûm / الرُّومِrumLokman / لُقْمٰانَlokmanSecde / السَّجْدَةِsecdeAhzâb / الْاَحْزَابِahzabSebe’ / سَبَأٍsebeFâtır / فَاطِرٍfatirYâsîn / يٰسۤyasinSâffât / الصَّاۤفَّاتِsaffatSâd / صۤsadZümer / الزُّمَرِzumerMü’min / الْمُؤْمِنِmuminFussilet / فُصِّلَتْfussiletŞûrâ / الشُّورٰىsuraZuhruf / الزُّخْرُفِzuhrufDuhân / الدُّخَانِduhanCâsiye / الْجَاثِيَةِcasiyeAhkâf / الْاَحْقَافِahkafMuhammed / مُحَمَّدٍmuhammedFetih / الْفَتْحِfetihHucurât / الْحُجُرَاتِhucuratKâf / قۤkafZâriyât / الذَّارِيَاتِzariyatTûr / الطُّورِturNecm / النَّجْمِnecmKamer / الْقَمَرِkamerRahmân / الرَّحْمٰنِrahmanVâkıa / الْوَاقِعَةِvakiaHadîd / الْحَد۪يدِhadidMücâdele / الْمُجَادَلَةِmucadeleHaşr / الْحَشْرِhasrMümtehine / الْمُمْتَحِنَةِmumtehineSaff / الصَّفِّsaffCuma / الْجُمُعَةِcumaMünâfikûn / الْمُنَافِقُونَmunafikunTeğâbun / التَّغَابُنِtegabunTalâk / الطَّلَاقِtalakTahrîm / التَّحْر۪يمِtahrimMülk / الْمُلْكِmulkKalem / الْقَلَمِkalemHâkka / الْحَاقَّةِhakkaMeâric / الْمَعَارِجِmearicNûh / نُوحٍnuhCin / الْجِنِّcinMüzzemmil / الْمُزَّمِّلِmuzemmilMüddessir / الْمُدَّثِّرِmuddessirKıyâmet / الْقِيٰمَةِkiyametİnsan / الْاِنْسَانِinsanMürselât / الْمُرْسَلَاتِmurselatNebe’ / النَّبَأِnebeNâziât / النَّازِعَاتِnaziatAbese / عَبَسَabeseTekvîr / التَّكْو۪يرِtekvirİnfitâr / الْاِنْفِطَارِinfitarMutaffifîn / الْمُطَفِّف۪ينَmutaffifinİnşikâk / الْاِنْشِقَاقِinsikakBürûc / الْبُرُوجِburucTârık / الطَّارِقِtarikA’lâ / الْاَعْلٰىalaGâşiye / الْغَاشِيَةِgasiyeFecr / الْفَجْرِfecrBeled / الْبَلَدِbeledŞems / الشَّمْسِsemsLeyl / الَّيْلِleylDuhâ / الضُّحٰىduhaİnşirâh / الْاِنْشِرَاحِinsirahTîn / التّ۪ينِtinAlak / الْعَلَقِalakKadr / الْقَدْرِkadrBeyyine / الْبَيِّنَةِbeyyineZilzâl / الزِّلْزَالِzilzalÂdiyât / الْعَادِيَاتِadiyetKâria / الْقَارِعَةِkariaTekâsür / التَّكَاثُرِtekasurAsr / الْعَصْرِasrHümeze / الْهُمَزَةِhumezeFil / الْف۪يلِfilKureyş / قُرَيْشٍkureysMâûn / الْمَاعُونِmaunKevser / الْكَوْثَرِkevserKâfirûn / الْكَافِرُونَkafirunNasr / النَّصْرِnasrTebbet / الْمَسَدِtebbetİhlâs / الْاِخْلَاصِihlasFelâk / الْفَلَقِfelakNâs / النَّاسِnas
Sâffât
سُورَةُالصَّاۤفَّاتِ
سُورَةُالصَّاۤفَّاتِ
Andolsun o saf bağlayıp duranlara. ﴾ 1 ﴿
O haykırıp da sürenlere. ﴾ 2 ﴿
Ve o yolda zikir okuyanlara. ﴾ 3 ﴿
Ki sizin ilâhınız birdir. ﴾ 4 ﴿
O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir. ﴾ 5 ﴿
Gerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik. ﴾ 6 ﴿
Onu her inatçı şeytandan koruduk. ﴾ 7 ﴿
Onlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar. ﴾ 8 ﴿
Uzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır. ﴾ 9 ﴿
Ancak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder. ﴾ 10 ﴿
Şimdi onlara sor: "Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık. ﴾ 11 ﴿
Fakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar. ﴾ 12 ﴿
Kendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar. ﴾ 13 ﴿
Bir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar. ﴾ 14 ﴿
Ve diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir." ﴾ 15 ﴿
"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz?" ﴾ 16 ﴿
"Önceki atalarımız da mı?.." ﴾ 17 ﴿
De ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)." ﴾ 18 ﴿
Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir. ﴾ 19 ﴿
"Eyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler. ﴾ 20 ﴿
(Onlara): "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir. ﴾ 21 ﴿
Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru. ﴾ 22 ﴿
Ve durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler. ﴾ 24 ﴿
(Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir.) ﴾ 25 ﴿
Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır. ﴾ 26 ﴿
Onlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar. ﴾ 27 ﴿
Onlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler. ﴾ 28 ﴿
(İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız." ﴾ 29 ﴿
"Bizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz." ﴾ 30 ﴿
"Onun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız." ﴾ 31 ﴿
"Evet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık." ﴾ 32 ﴿
O halde hepsi o gün azabda ortaktırlar. ﴾ 33 ﴿
İşte biz günahkarlara böyle yaparız. ﴾ 34 ﴿
Çünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı. ﴾ 35 ﴿
Ve: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı. ﴾ 36 ﴿
Hayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti. ﴾ 37 ﴿
Elbette siz o acı azabı tadacaksınız. ﴾ 38 ﴿
Bununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız. ﴾ 39 ﴿
Sadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır. ﴾ 40 ﴿
İşte onlar için belli bir rızık vardır. ﴾ 41 ﴿
Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir. ﴾ 42 ﴿
(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler. ﴾ 44 ﴿
İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır. ﴾ 45 ﴿
Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir. ﴾ 47 ﴿
Yanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır. ﴾ 48 ﴿
Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler. ﴾ 49 ﴿
Derken birbirine dönüp sorarlar: ﴾ 50 ﴿
İçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı." ﴾ 51 ﴿
Derdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın?" ﴾ 52 ﴿
"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?" ﴾ 53 ﴿
"Siz onu tanır mısınız?" der. ﴾ 54 ﴿
Derken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür. ﴾ 55 ﴿
Ona şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin." ﴾ 56 ﴿
"Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım." ﴾ 57 ﴿
"Nasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız? ﴾ 58 ﴿
İşte bu büyük kurtuluştur. ﴾ 60 ﴿
Çalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar. ﴾ 61 ﴿
Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı? ﴾ 62 ﴿
Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık. ﴾ 63 ﴿
O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar. ﴾ 64 ﴿
Tomurcukları şeytanların başları gibidir. ﴾ 65 ﴿
Mutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır. ﴾ 66 ﴿
Sonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır. ﴾ 67 ﴿
Sonra da dönecekleri yer, şüphesiz cehennemdir. ﴾ 68 ﴿
Çünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular. ﴾ 69 ﴿
Şimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar. ﴾ 70 ﴿
Andolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıklıkta idiler. ﴾ 71 ﴿
Gerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik. ﴾ 72 ﴿
Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu? ﴾ 73 ﴿
Ancak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka. ﴾ 74 ﴿
Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik. ﴾ 75 ﴿
Biz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. ﴾ 76 ﴿
Hem onun neslini bâki kalanlar kıldık. ﴾ 77 ﴿
Hem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık. ﴾ 78 ﴿
Bütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun. ﴾ 79 ﴿
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. ﴾ 80 ﴿
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı. ﴾ 81 ﴿
Sonra diğerlerini suda boğduk. ﴾ 82 ﴿
Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı. ﴾ 83 ﴿
Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti. ﴾ 84 ﴿
O babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz?" ﴾ 85 ﴿
"Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz?" ﴾ 86 ﴿
"Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?" ﴾ 87 ﴿
Derken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi. ﴾ 88 ﴿
O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler. ﴾ 90 ﴿
Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi. ﴾ 91 ﴿
(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi). ﴾ 92 ﴿
Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi. ﴾ 93 ﴿
Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler. ﴾ 94 ﴿
İbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?" ﴾ 95 ﴿
"Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır." ﴾ 96 ﴿
Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler. ﴾ 97 ﴿
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük. ﴾ 98 ﴿
Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir." ﴾ 99 ﴿
"Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!" ﴾ 100 ﴿
Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. ﴾ 101 ﴿
Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi. ﴾ 102 ﴿
Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı. ﴾ 103 ﴿
Biz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! " ﴾ 104 ﴿
"Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız." ﴾ 105 ﴿
"Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik) ﴾ 106 ﴿
Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik. ﴾ 107 ﴿
Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık. ﴾ 108 ﴿
Selam olsun İbrahim'e... ﴾ 109 ﴿
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. ﴾ 110 ﴿
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı. ﴾ 111 ﴿
Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik. ﴾ 112 ﴿
Hem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var. ﴾ 113 ﴿
Andolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik. ﴾ 114 ﴿
Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. ﴾ 115 ﴿
Hem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular. ﴾ 116 ﴿
Hem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik. ﴾ 117 ﴿
Kendilerini doğru yola çıkardık. ﴾ 118 ﴿
Sonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık: ﴾ 119 ﴿
Selam olsun, Musa ile Harun'a. ﴾ 120 ﴿
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. ﴾ 121 ﴿
Çünkü onların ikisi de bizim mümin kullarımızdandı. ﴾ 122 ﴿
Şüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir. ﴾ 123 ﴿
Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi. ﴾ 124 ﴿
Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır. ﴾ 127 ﴿
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna. ﴾ 128 ﴿
Ona da sonrakiler içinde şunu bıraktık: ﴾ 129 ﴿
Selam olsun İlyâsîn'e. ﴾ 130 ﴿
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. ﴾ 131 ﴿
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı. ﴾ 132 ﴿
Şüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir. ﴾ 133 ﴿
Hani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık. ﴾ 134 ﴿
Ancak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç. ﴾ 135 ﴿
Sonra diğerlerini helak etmiştik. ﴾ 136 ﴿
Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz? ﴾ 137 ﴿
Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir. ﴾ 139 ﴿
Hani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı. ﴾ 140 ﴿
(Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu. ﴾ 141 ﴿
Derken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu. ﴾ 142 ﴿
Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı. ﴾ 143 ﴿
Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık. ﴾ 145 ﴿
Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik. ﴾ 146 ﴿
Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik. ﴾ 147 ﴿
O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık. ﴾ 148 ﴿
Şimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı? ﴾ 149 ﴿
Yoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış? ﴾ 150 ﴿
Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar. ﴾ 151 ﴿
(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş? ﴾ 153 ﴿
Size ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz? ﴾ 154 ﴿
Hiç düşünmüyor musunuz? ﴾ 155 ﴿
Yoksa sizin için açık bir delil mi var? ﴾ 156 ﴿
O halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı. ﴾ 157 ﴿
Onlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir. ﴾ 158 ﴿
Allah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir. ﴾ 159 ﴿
Fakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar). ﴾ 160 ﴿
Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız. ﴾ 161 ﴿
(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler. ﴾ 164 ﴿
(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk." ﴾ 167 ﴿
Fakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir. ﴾ 170 ﴿
Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir." ﴾ 171 ﴿
Onun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir. ﴾ 174 ﴿
Onlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir. ﴾ 175 ﴿
Ya şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar? ﴾ 176 ﴿
Fakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür! ﴾ 177 ﴿
Yine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir. ﴾ 178 ﴿
(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir. ﴾ 179 ﴿
Senin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir. ﴾ 180 ﴿
Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun. ﴾ 181 ﴿
Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. ﴾ 182 ﴿
O haykırıp da sürenlere. ﴾ 2 ﴿
Ve o yolda zikir okuyanlara. ﴾ 3 ﴿
Ki sizin ilâhınız birdir. ﴾ 4 ﴿
O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir. ﴾ 5 ﴿
Gerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik. ﴾ 6 ﴿
Onu her inatçı şeytandan koruduk. ﴾ 7 ﴿
Onlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar. ﴾ 8 ﴿
Uzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır. ﴾ 9 ﴿
Ancak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder. ﴾ 10 ﴿
Şimdi onlara sor: "Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık. ﴾ 11 ﴿
Fakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar. ﴾ 12 ﴿
Kendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar. ﴾ 13 ﴿
Bir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar. ﴾ 14 ﴿
Ve diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir." ﴾ 15 ﴿
"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz?" ﴾ 16 ﴿
"Önceki atalarımız da mı?.." ﴾ 17 ﴿
De ki: "Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)." ﴾ 18 ﴿
Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir. ﴾ 19 ﴿
"Eyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler. ﴾ 20 ﴿
(Onlara): "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür" denir. ﴾ 21 ﴿
Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru. ﴾ 22 ﴿
Ve durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler. ﴾ 24 ﴿
(Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir.) ﴾ 25 ﴿
Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır. ﴾ 26 ﴿
Onlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar. ﴾ 27 ﴿
Onlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler. ﴾ 28 ﴿
(İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız." ﴾ 29 ﴿
"Bizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz." ﴾ 30 ﴿
"Onun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız." ﴾ 31 ﴿
"Evet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık." ﴾ 32 ﴿
O halde hepsi o gün azabda ortaktırlar. ﴾ 33 ﴿
İşte biz günahkarlara böyle yaparız. ﴾ 34 ﴿
Çünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı. ﴾ 35 ﴿
Ve: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı. ﴾ 36 ﴿
Hayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti. ﴾ 37 ﴿
Elbette siz o acı azabı tadacaksınız. ﴾ 38 ﴿
Bununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız. ﴾ 39 ﴿
Sadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır. ﴾ 40 ﴿
İşte onlar için belli bir rızık vardır. ﴾ 41 ﴿
Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir. ﴾ 42 ﴿
(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler. ﴾ 44 ﴿
İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır. ﴾ 45 ﴿
Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir. ﴾ 47 ﴿
Yanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır. ﴾ 48 ﴿
Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler. ﴾ 49 ﴿
Derken birbirine dönüp sorarlar: ﴾ 50 ﴿
İçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı." ﴾ 51 ﴿
Derdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın?" ﴾ 52 ﴿
"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?" ﴾ 53 ﴿
"Siz onu tanır mısınız?" der. ﴾ 54 ﴿
Derken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür. ﴾ 55 ﴿
Ona şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin." ﴾ 56 ﴿
"Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım." ﴾ 57 ﴿
"Nasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız? ﴾ 58 ﴿
İşte bu büyük kurtuluştur. ﴾ 60 ﴿
Çalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar. ﴾ 61 ﴿
Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı? ﴾ 62 ﴿
Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık. ﴾ 63 ﴿
O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar. ﴾ 64 ﴿
Tomurcukları şeytanların başları gibidir. ﴾ 65 ﴿
Mutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır. ﴾ 66 ﴿
Sonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır. ﴾ 67 ﴿
Sonra da dönecekleri yer, şüphesiz cehennemdir. ﴾ 68 ﴿
Çünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular. ﴾ 69 ﴿
Şimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar. ﴾ 70 ﴿
Andolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıklıkta idiler. ﴾ 71 ﴿
Gerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik. ﴾ 72 ﴿
Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu? ﴾ 73 ﴿
Ancak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka. ﴾ 74 ﴿
Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik. ﴾ 75 ﴿
Biz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. ﴾ 76 ﴿
Hem onun neslini bâki kalanlar kıldık. ﴾ 77 ﴿
Hem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık. ﴾ 78 ﴿
Bütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun. ﴾ 79 ﴿
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. ﴾ 80 ﴿
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı. ﴾ 81 ﴿
Sonra diğerlerini suda boğduk. ﴾ 82 ﴿
Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı. ﴾ 83 ﴿
Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti. ﴾ 84 ﴿
O babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz?" ﴾ 85 ﴿
"Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz?" ﴾ 86 ﴿
"Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?" ﴾ 87 ﴿
Derken yıldızlara bir baktı da: "Ben gerçekten hastayım" dedi. ﴾ 88 ﴿
O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler. ﴾ 90 ﴿
Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi. ﴾ 91 ﴿
(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi). ﴾ 92 ﴿
Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi. ﴾ 93 ﴿
Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler. ﴾ 94 ﴿
İbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?" ﴾ 95 ﴿
"Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır." ﴾ 96 ﴿
Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler. ﴾ 97 ﴿
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük. ﴾ 98 ﴿
Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir." ﴾ 99 ﴿
"Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!" ﴾ 100 ﴿
Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. ﴾ 101 ﴿
Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi. ﴾ 102 ﴿
Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı. ﴾ 103 ﴿
Biz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! " ﴾ 104 ﴿
"Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız." ﴾ 105 ﴿
"Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik) ﴾ 106 ﴿
Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik. ﴾ 107 ﴿
Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık. ﴾ 108 ﴿
Selam olsun İbrahim'e... ﴾ 109 ﴿
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. ﴾ 110 ﴿
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı. ﴾ 111 ﴿
Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik. ﴾ 112 ﴿
Hem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var. ﴾ 113 ﴿
Andolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik. ﴾ 114 ﴿
Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. ﴾ 115 ﴿
Hem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular. ﴾ 116 ﴿
Hem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik. ﴾ 117 ﴿
Kendilerini doğru yola çıkardık. ﴾ 118 ﴿
Sonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık: ﴾ 119 ﴿
Selam olsun, Musa ile Harun'a. ﴾ 120 ﴿
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. ﴾ 121 ﴿
Çünkü onların ikisi de bizim mümin kullarımızdandı. ﴾ 122 ﴿
Şüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir. ﴾ 123 ﴿
Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi. ﴾ 124 ﴿
Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır. ﴾ 127 ﴿
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna. ﴾ 128 ﴿
Ona da sonrakiler içinde şunu bıraktık: ﴾ 129 ﴿
Selam olsun İlyâsîn'e. ﴾ 130 ﴿
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. ﴾ 131 ﴿
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı. ﴾ 132 ﴿
Şüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir. ﴾ 133 ﴿
Hani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık. ﴾ 134 ﴿
Ancak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç. ﴾ 135 ﴿
Sonra diğerlerini helak etmiştik. ﴾ 136 ﴿
Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz? ﴾ 137 ﴿
Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir. ﴾ 139 ﴿
Hani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı. ﴾ 140 ﴿
(Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu. ﴾ 141 ﴿
Derken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu. ﴾ 142 ﴿
Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı. ﴾ 143 ﴿
Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık. ﴾ 145 ﴿
Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik. ﴾ 146 ﴿
Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik. ﴾ 147 ﴿
O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık. ﴾ 148 ﴿
Şimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı? ﴾ 149 ﴿
Yoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış? ﴾ 150 ﴿
Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: "Allah doğurdu" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar. ﴾ 151 ﴿
(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş? ﴾ 153 ﴿
Size ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz? ﴾ 154 ﴿
Hiç düşünmüyor musunuz? ﴾ 155 ﴿
Yoksa sizin için açık bir delil mi var? ﴾ 156 ﴿
O halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı. ﴾ 157 ﴿
Onlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir. ﴾ 158 ﴿
Allah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir. ﴾ 159 ﴿
Fakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar). ﴾ 160 ﴿
Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız. ﴾ 161 ﴿
(Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler. ﴾ 164 ﴿
(Müşrikler) şöyle diyorlardı: "Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk." ﴾ 167 ﴿
Fakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir. ﴾ 170 ﴿
Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir." ﴾ 171 ﴿
Onun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir. ﴾ 174 ﴿
Onlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir. ﴾ 175 ﴿
Ya şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar? ﴾ 176 ﴿
Fakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür! ﴾ 177 ﴿
Yine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir. ﴾ 178 ﴿
(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir. ﴾ 179 ﴿
Senin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir. ﴾ 180 ﴿
Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun. ﴾ 181 ﴿
Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. ﴾ 182 ﴿